|
Yıl:1 Sayı: 3 Temmuz-Ağustos-Eylül 2002 AMEL
DEFTERİ VE KARNE ÜZERİNE BİR DENEME
Ayhan
KARTAL Din Eğitimi Uzmanı
Amel Defteri: İnsanların dünyada benimsedikleri inançlar ile
yaptıkları amellerin kayıtlı bulunduğu ve ahirette kendilerine
verileceği bildirilen defter (kitap) veya mahşerde hesabın görülmesinden
sonra sahibinin durumunu açıklayan belgedir.[1]
Karne:
Her dersten öğrencilerin aldıkları not durumlarını gösterir belge.
Lazım olduğu zaman koparılarak kullanılan küçük belge. Memurların
tedavi oldukları zaman, yapılan işlemin kaydedildiği belge, sağlık
karnesi gibi.[2]
Kur’an’da,
kitap ve suhuf adıyla zikredilen amel defterine kitabu’l-a’mal,
sahifetu’l-a’mal
da denir. Kur’an’da insanın dünyada yaptığı amellerin kıyamet günü açılmış
bir kitapta kendisine gösterileceği ve herkesten kendi kitabını okumasının
isteneceği belirtilmektedir. (İsra, 17/ 13-14) yazı
için...
AMELLER
NİYETLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLİR
Mü'minlerin emiri Ebu Hafs Ömer İbni Hattab (r.a.), Rasülullah (sav)'i şöyle
buyururken dinledim. dedi.
"Yapılan işler niyetlere göre değerlendirilir. Herkes yaptığı
işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Rasülü'ne
varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Rasûlü'ne
hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir
kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye
göre değerlenir." yazı
için..
GÜNAHI
ÇOK OLANIN HAYIRLI AMELİ DAHA ÇOK OLMALIDIR
İnsan maruz kaldığı günahlarından
dolayı ezilip üzülmeli, hatta yakıcı vicdan azabı duymalıdır.
Bu türlü üzülmeler, vicdan azabı duymalar hem bir nevi
tevbe, istiğfar manasına gelir, hem de imanın işaretinden
kabul edilir.
Zira günahından dolayı üzülüp,
vicdan azabı çekmenin müminliğin alameti olduğunu
Peygamberimiz (sas) veciz sözleriyle haber vermiştir. Hadis şöyledir:
Mümin günahını başına yıkılacak
dağ gibi görür, korku ve vicdan azabı hisseder. Münkir ise
burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alır, mühimsemezlikle
karşılar.
Demek günahlarından dolayı
korku, üzüntü, gönül yakıcı sızı hissetmek müminliğin
işaretinden başkası değildir.
Ne var ki, müminin böylesine
vicdan azabı duymaya başladığı sırada şeytan yine yakasını
bırakmıyor, bu defa da ona bakın neleri telkin edip nasıl düşündürüyor
bir nazar edin.
Ahmet
ŞAHİN-Zaman Gazetesi
Karneye
Bakarken Hiç Düşündünüz Mü?
"Bir gün bu
karne gibi bana da bir karne, amel kitabı, defteri verilecek.
Yapmış olduğum her şeyin yazılı olduğu, kayıtlı olduğu
bir amel defteri... Büyük—küçük ne varsa, ne yaptım ise
her şeyin, zerre miktarına kadar iyilik veya kötülüğün
yazılı olduğu bir amel defteri... Ben çocuğumu zayıf aldı
diye azarlarken, derslerine çalışmadı diye kızarken, Allah
Teâlâ da "Kulum! Sana o kadar
nimet verdim. Mal, mülk, evlat, servet verdim. Niçin bana
kulluk etmedin? Ben sana beş vakit namaz kılmayı emrettim.
Sen ise günde beş defa okunan ezanlara kulak vermedin, derse
ben ne cevap veririm? Beni azarlayıp, cehennemine koyarsa ben
ne yaparım?"
Karneye bakın
ve ahireti düşünün
Çocuğumuzun
karnesine bakarken, biraz da ahireti, hesabı, mizanı, sırat köprüsünü,
mahşeri düşünelim. Bakın o zaman ruhen ve bedenen kendinizi
nasıl daha rahat hissedeceksiniz? Daha evvel, alelade bir belge
olarak baktığınız, iyi olduğu zaman, teşekkür aldığı,
takdir aldığı zaman sevindiğiniz, övündüğünüz o karne
size çok şeyler anlatacaktır. Çocuğunuz kötü bir karne
getirdiği zaman bile, Allah Teâla'nın eşsiz merhametini düşünerek,
acıyarak çocuğunuza güzel tavsiyelerde bulunacaksınız.
Halbuki bu tavsiyelerin öncelikle kendinize lazım olduğunu
asla unutmayacaksınız. Böylece daha amel defteri açılmadan,
kendinize gerekli olan dersi alacak, hayatınıza bir çekidüzen
vereceksiniz.
Yazı
için.
Ayhan
KARTAL Din Eğitimi Uzmanı
SEVABI
KESİLMEYEN ÜÇ AMEL
Ebu
Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre, Rasûlüllah (sav)
şöyle buyurdu:
"İnsanoğlu
öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu
üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade
edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim,
Vasiyyet 14)
AÇIKLAMALAR:
Ölüm,
bu dünyada yaşanan geçici hayatın sona ermesi, varlığı
kesin olan ebedî hayata geçişin başlangıcıdır. Ölümle
hayat durduğu gibi, yapılan hayırlar da, günahlar da sona
erer. Ancak ilâhi hikmetin bir sonucu olarak bazı işlerin
sevabı, bazı işlerin günahı ölümden sonra da devam eder.
Hadisimizde
sevabı ölümden sonra da devam eden üç amelden
bahsedilmektedir. Bunlardan biri sadaka-i câriye yeni
hayrı devam eden iyiliktir. Herkesin faydalandığı ve varlığı
devam ettiği müddetçe sevabı da devam eden hayırlardır. Câmi
ve mescidler, mektep ve medreseler, yollar ve köprüler, çeşmeler
ve sebiller, hanlar ve hamamlar, her çeşit hayır vakıfları
bunun örneğidir. Bunları yapanların, yapımına katkı sağlayanların
amel defteri kapanmaz ve sevabı sürekli olur.
Yazı
için...
| ...::: Son Dakika Haberleri :::... |
|
|